Mete’nin
tahta
çıktığı
sırada Tunghular,
en
güçlü
çağlarında
bulunuyorlardı.Mete’nin
babasını
öldürüp,
tahta
çıktığını
öğrenince
bir
elçi
gönderip,
Mete’nin
babası
Tuman
Han’ın
yorulmadan 1000
mil
koşan
ünlü
atını
isterler.Mete,
kurultayını
topladı.
Ancak
devletin
ileri
gelenleri atı
vermeğe
karşı
geldiler.Fakat
Mete ,
bir
at
bir
komşudan
esirgenmez
dedi
ve
atını
Tunghu
elçisine
verdi.Tunghular,
yeniden
bir
elçi
gönderdiler.Bu
defa
da Mete’nin
çok
sevdiği
bir
cariyesini
istediler.Mete
yine
kurultayını
topladı.
Kurultaydakiler,
“Bu
Tunghular’da
ahlak
anlayışı
yok”,
deyip
bu
isteğe de
karşı
durdular.Ancak
Mete,
“Bir
kadın ,
komşu
bir
devletten
daha
değerli değildir”
deyip
cariyeyi
de Tunghu
elçisine
verdi.
Artık
düşman,
Mete’nin
güçlendiğini
görmüş
ve
akından
vazgeçmiş
görünüyordu.Bunun
için de
stratejik
bir
toprak
parçasını
elde
etmek
istiyordu.Mete’ye
yeniden
bir
elçi
geldi.Elçi
iki
devlet
arasında ,
hiç
bir
işe
yaramayan,
küçük
bir
çöl
parçasının kendilerine
verilmesini
istedi.Mete
yine
kurultayını
topladı.
Kurultaydakilerden
bazıları “Bu
çöl
parçasını
verebileceğini “
söylediler.
O
zaman
Mete
kükreyerek,
şöyle
dedi:
“At ve
kadın,
benim
kendi
malımdı.Onun
için
düşmana
verebildim.Ancak
toprak
devletin
malıdır.Biz
bunu
başkasına
nasıl
verebiliriz?”
dedi
ve
toprağı
verelim
diyenlerin
başlarını
hemen
orada
kestirdi.Bundan
sonra
da
atına
atlayıp Tunghular’a
hücum
etti
ve
onları
büyük bir
yenilgiye
uğrattı"